Fikirci Bey Yazdı: BULDUNUZ MU KAYBETTİĞİNİZİ, MUTLU MUSUNUZ?

Bir iktidara çeşitli nedenle muhalefet edebilirsiniz.

Yapılanları büyük ölçüde beğenmeyebilir, değişmesini de isteyebilirsiniz.

Ama tamamen demokratik seçimle iktidara gelmiş ve 20 senedir hep muhalefetten fazla oy almış bir partiyi kategorik olarak reddederseniz bu sağlıklı bir tutum değildir.

“Şu bi gitsin de…” diye bir siyasi tavır yoktur.

Bu bir fikir değildir ki fikir ayrılığı olsun.

Bu bir siyasi hezimettir. İlkesizliktir.

Kaldı ki gitsin dediğinize daha gelmeden kulp takmış iseniz durum daha da vahimdir.

Biz bu hastalıklı ruh haline 20 yıldır katlanıyoruz ve buna muhalefet diye saygı göstermemiz bekleniyor.

Eh, ne yapalım? Elde bu var, biz de bunu muhalefetten sayıyoruz.

Ama bir noktadan sonra, tamamen bir yankı odasına kapatıp her söylediklerine inandırdıkları seçmenlerini bile delirtince insan iki laf etmek ihtiyacı duyuyor.

Biliyoruz ki Sayın Akşener CHP zihniyetine hiç ısınamamıştır, Sayın Kılıçdaroğlu’nu da günahı kadar sevmez. Siyasi hayatı boyunca MHP’nin CHP’ye yakınlaştığı dönemlerde görev almamıştır.

Konumuz özelinde de, Sayın Akşener Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanamayacağına samimiyetle inanmaktadır ve aday olmamasını istemektedir.

Diyorlar ki, Akşener Kılıçdaroğlu’nun aday olmak istediğini ilk defa o toplantıda mı duydu?

Peki, ötekiler Akşener’in Kılıçdaroğlu’nda Rabbiyessir görmediğini ilk defa o toplantıda mı duydu?

Bile bile neden ona danışmadan kendi aralarında karar verip, emrivaki yaptılar?

Amacım şu ve ya bu tarafı savunmak değil elbette. Ama bu körler diyaloğuna siz “büyük uzlaşma” diyorsanız insanları güldürürsünüz.

“- Her konuda anlaştık, tam bir demokrasi kültürü içerisinde ülkedeki bütün farklı eğilimleri bir araya getirdik, toplumsal uzlaşı sağladık.

– Aa, ne güzel. Peki, hanginiz cumhurbaşkanı adayı olacak?

– Ben tabi ki!

– Nasıl sen? Bana sordunuz mu?

– … ”

Peki kardeşim siz kes-yapıştırlarla 250 sayfa “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” hazırladınız ama bunu konuşmadınız mı?

100 sayfaya yakın anayasa değişikliği hazırladınız da bunu konuşmadınız mı?

Yani, hangimizin ne olacağı önemli değil yeter ki memleket kurtulsun mu dediniz?

Her konuda anlaşalım da bir o kalsın mı dediniz?

Öyle ise neden daha ilk aday önerisinde masa çöktü?

***

Tabii ki bunların hepsi söylendi, tartışıldı.

Artık Demirel’in “siyasette 24 saat çok uzun zamandır” vecizesinin bile pabucu dama atıldı, yarım saatlik sekanslar halinde şoklar yaşatıldı seçmene.

Ben bunları tekrarlayacak değilim.

Diyorum ki, masaya bir daha oturmayacakmış gibi tekme atıp çıkan Akşener gerçekten de rest çekmişti ve geri dönmeyecekti.

Peki, niye döndü?

Sayın Akşener’in kriz çıkarmasının nedeni Kılıçdaroğlu’nun aday olması değil miydi?

Kılıçdaroğlu vaz mı geçti adaylıktan?

Sayın Akşener şimdi “benim dediğim (de) oldu, memnunum” diyebilir mi?

Ama dedi…

“İşte İmamoğlu ile Yavaş da cumhurbaşkanı yardımcısı adayı oldular” diye bir teselli mi var?

Kılıçdaroğlu’nun koşu partneri olmuşlar. Bu sevindirici bir şeymiş Sayın Akşener için.

Zaten olmayacaklar mıydı? Akşener olmasa parti aleyhine mi çalışacaklardı?

“Yetkili cumhurbaşkanı yardımcısı” da nedir Allah aşkına?

Anayasada olmayan bu güç paylaşımını yapma yetkisini Sayın Kılıçdaroğlu nereden alacak?

Zaten daha ilk dakikada 12 maddelik metinde “yetkili” sözcüğü çıkarıldı.

Yani “fasulyeden” oldular.

Akşener de memnun oldu.

Söylediğim gibi, yalanlarınızla yarattığınız yankı odasına tıktığınız bir kısım seçmeni buna inandırabilirsiniz.

Ama aklı başında herkes biliyor ki, Sayın Akşener ittifaktan ayrılırsa toptan baraj altında kalacaklarından korktuğu için döndü.

Ayrıca bu yetki vs. tartışmaları için de geçtiğimiz yazılarımdan birinde de bahsettiğim üzere Kemal Kılıçdaroğlu kimselerle yetkisini paylaşacak filan değildir. Hele ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden vazgeçmeyi asla düşünmemektedir. Tüm yetkileri sonuna kadar kullanma hedefinde olduğunu “Bu sistem öyle bir duruma gelmiş ki en az 2 dönem Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ilerlemek zorunda kalabiliriz” sözlerini Dersim ahalisinin önde gelenleriyle yaptığı toplantıda dile getirmişti. Yani Bay Kemal yoluna çıkmış..

***

Neyse lafı çok uzattım.

Şimdi, sayısı beşten yediye çıkan fasulye cumhurbaşkanı yardımcılarından;

Seçmenin yüzde birinin bile teveccühünü almamış bir takım siyaset leşlerinin kaç bakanlık alacağından;

Yani son bir haftadır sürdürülen “at pazarlığından”,

Benim evi başına çökmüş halkıma ne?

Enflasyon %54’e düştü diye sevinmek zorunda kalan işçime, memuruma ne?

Atı alan çoktan enkazı kaldırıp yerine yapılacak evlerin temelini attı bile…

Demek ki Allah (CC) siyaset fukaralarını sevindirmek isteyince de önce arkadaşlarını kaybettirip sonra bulduruyormuş…

Neyse, iyi ki adayınızı erkenden açıklamadınız, yıpranırdı falan…Ayrıca son birkaç gündür yapılan patırtı neticesinde sanki her şey bunların etrafında dönüyor gibi bir hisse de kapıldıklarını görüyorum. Hatırlatayım ki henüz Cumhurbaşkanı Erdoğan olayları izlemekle yetiniyor. Sahada Bay Kemal ile Recep Bey olarak baş başa kaldıklarını düşünüyorum da… Her neyse anladınız siz onu..

On küsur seçim kaybettiği halde hiç de yıpranmayan pırıl pırıl adayınız hayırlı olsun…

@kalemciler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir