Kalp krizini hangisi daha fazla tetikliyor? Hamburger mi yoksa stres mi?

Dünya üzerinde meydana gelen ölümlerin en önemli sebeplerinden biri kardiyovasküler yani kalp damar hastalıklarıdır. Uzmanlara göre, cerrahi ve ilaç tedavilerindeki onca gelişmeye rağmen bu oranda azalma yeterince gerçekleşemiyor. Kalp krizinin birçok nedeni olabiliyor. Kalp krizinde en büyük faktör, genetik olsa da stres, fast food tarzı beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı da kalp krizini tetikleyen faktörler arasında yer alıyor.

Fast food kültürünün temelini oluşturan hamburgerin insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Erdem Karaçöp, “1 porsiyon hamburger içerisinde 312.89 kalori bulunmaktadır. Bu enerji 37.78 gr karbonhidrat, 52.73 mg kolesterol, 11.62 g yağ ve 13.34 g protein ile sağlanmaktadır. Ayrıca içerisinde 255,2 mg sodyum bulunmaktadır.

Hamburgerler, patates kızartmaları, pizzalar ve benzeri birçok hazır gıda yüksek miktarda doymuş yağ ve tuz içermektedir. Yüksek tuz miktarı hipertansiyona yatkınlık oluşturur. Doymuş yağlar ise zaman içerisinde ana arter damarlarda birikerek tıkanmalara yol açabilir. Damar tıkanıklığı kalp krizine ve inmeye sebep olan en büyük etkendir. Buna ek olarak hamburger bir kalori bombasıdır. Bu tarz yiyecekler diyabet ve obezite gelişimine de neden olur” açıklamasında bulundu.

Doç. Dr. Karaçöp, hamburgerin temel olarak ekmek ve köfteden yapıldığını ancak etin daha uzun ömürlü olması için birçok katkı maddesi ve koruyucular içerdiğini söyledi.

Doç. Dr. Karaçöp, sözlerini şöyle sürdürdü: “Etin içerisindeki katkı maddeleri her ne kadar eti koruma altına alsa da insan vücudunda bazı zararlara yol açmaktadır. Hamburger menüde olan patates kızartması ve soğan halkaları da benzer koruyucu maddeleri içermektedir. Amerika’da 21 bin kişi üzerinde yapılan bir çalışmada yeme alışkanlıkları incelendi. 10 yıl süren çalışmada katılımcılar her altı ayda bir düzenli olarak sağlık taramasından geçirildi. Fast food ağırlıklı beslenen bireylerde kalp rahatsızlığı kaynaklı ani ölüm riski yüzde 46 daha fazla saptandı.

Aynı çalışmada ‘Akdeniz tarzı’ beslenme alışkanlığına sahip bireylerde kalp krizi gibi ani gelişen bir sağlık sorunundan hayatını kaybetme riskinin yüzde 24 daha az olduğu gösterildi. Başka bir çalışmada ise batı tarzı fast food ile beslenen doğu kökenli insanlarda diyabet gelişimi ve koroner kalp hastalığına bağlı ölümde artış saptandı. 2019 yılında Avustralya’da yapılan bir çalışmada fast food restoranlarının yoğun olarak bulunduğu bölgelerde kalp krizi sıklığında artış gözlendi.”

Doç. Dr. Karaçöp, ABD’nin Florida eyaletinde bulunan ‘Heart Stoppers (kalp durduran)’ ile Arizona eyaletinde bulunan ‘Heart Attack (kalp krizi)’ adlı fast food zincirlerinin hamburgerin kalp sağlığına olan olumsuz etkisini kabul edip, bunu reklama çevirdiklerini söyledi.

Hamburgerle kalp krizi arasındaki ilişki incelenirken dikkat edilmesi gereken noktaların hamburgerin ne kadar sıklıkla tüketildiği ve tüketilen hamburgerin içeriği olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Karaçöp, “Örneğin, 40 yıldır düzenli fast food tüketen bir bireyde hamburgerin kalp sağlığına zararlı etkileri kaçınılmazdır. Hamburger konusunda kesin çözüm tüketiminden tamamen kaçınılmasıdır” diye konuştu.

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Asım Enhoş ise kalp hastalıklarında en önemli risk faktörünün genetik olduğunu söyledi. Dr. Enhoş, “Genetik faktörlerin yanı sıra diyet, egzersiz, stres ve uyku düzeni de dahil olmak üzere yaşam tarzı seçimlerinin kardiyovasküler sağlıkta rol oynadığını uzun zamandır biliyoruz. Bu faktörlerin damarlarda yağlanma dediğimiz ateroskleroza (damar sertliği) katkıda bulunduğu bilimsel olarak net bir şekilde tanımlanmıştır. Ateroskleroz, kardiyovasküler hastalıkların temel mekanizmasını oluşturur. Gittikçe metropolleşen hayatlarımızda hareketsiz yaşam tarzı, fast food tüketiminin artışı ve stres gibi faktörler bizi sinsice ve hızla kardiyovasküler hastalıklar açısından riskli konuma getirmektedir. Bir hamburgerin neden kalp damar tıkanıklığı yaptığı ya da spor yapmayan birinin neden daha kolay kalp krizi geçirebileceği önceki yıllarda bilimsel makalelerde ele alınmış, altta yatan mekanizmalar net bir şekilde ortaya konmuştur. Ancak, çok daha fazla yaygın olan ve hayatımızın bir parçası haline gelen ve baş etmesi oldukça zor olan stresin kalp damar hastalıklarıyla ilişkisi net olarak bilinmemektedir. Bu belirsizlik birçok bilim insanının ilgisini çekmiş böylece stres-kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişki üzerine deneysel araştırmalar yapılmasına neden olmuştur” dedi.

Dr. Öğretim Üyesi Asım Enhoş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çin’de 2020 yılında uluslararası bir makalede yayınlanan deneysel bir araştırmada psikolojik stres altında kalan sıçanlarda azalmış bağırsak kan akımı, damar çaplarında daralma ve kanda artmış yıkım enzimleri miktarı gözlenmiştir. Kalp krizi oluşturulmuş iki grup sıçanda ek olarak psikolojik strese maruz bırakılmış olanlarda mikrodolaşım disfonksiyonu ve artmış enfarktüs boyutu net olarak gösterilmiştir.”

European Heart Journal’da 2021 yılında yayınlanan başka bir çalışmaya dikkat çeken Dr. Enhoş, “Akut stresin kardiyovasküler ölüm üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu çalışma Los Angeles’ta meydana gelen bir deprem sonrası ve Almanya’da bir futbol maçı sonrası meydana gelen kardiyovasküler ölüm oranının diğer günlere oranla daha fazla olduğunun görülmesi üzerine bunun mekanizmasını açıklamak için dizayn edilmiştir. Çalışmada akut stresin kanda bulunan beyaz kan hücrelerini aktive ettiği, bu hücrelerin de aterosklerotik plaklar üzerinde bir inflamasyona yol açtığı, aynı zamanda damar cidarından serbestlenen çeşitli maddelerin bu süreci hızlandırarak damar tıkanıklarına yol açtığı ileri sürülmüştür. Yapılan deneysel modellemede akut stresin kardiyovasküler hastalıklara yol açabileceği gösterilmiştir.

İş hayatımızda, evimizde, trafikte hatta keyifle izlemek istediğimiz bir müsabakada bile insan vücudu strese girebilir. Stres insanların hayatta kalması için gerekli bir mekanizma olmakla beraber miktarının belirli düzeyde kalması oldukça önemlidir.”

Hamburger gibi fast food tüketiminin kardiyovasküler hastalıklar üzerine etkisine benzer şekilde stresin de çeşitli mekanizmalar üzerinden damarlarda hastalıklara yol açtığını belirten Dr. Enhoş, “Yapılan çalışmalar da stresin kardiyovasküler hastalıklar üzerine akut ve kronik etkisini açıklamış en az fast food kadar zararlı olduğunu göstermiştir. Ölüm sebeplerinde üst sırayı çeken kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde stres ile başa çıkma yöntemlerinin tahmin ettiğimizden daha önemli olduğu söylenebilir.”

Stresin insan hayatında kaçınılmaz olduğunu söyleyen Uzman Psikolog Emrah Polat ise “Hemen hemen her gün stresle karşılaşırız; trafik sıkışıktır ve işe yetişmemiz gerekebilir. Yöneticimiz son anda bize yeni bir görev verebilir ve görevin yetişmesine az bir süre vardır, romantik partnerimizle tartışabilir ve kendimizi yeterince iyi ifade edemediğimizi düşünebiliriz. Stres bunun gibi günlük yaşamda kolayca karşılaşabileceğimiz sebeplerden ötürü meydana gelebilir. Bunun yanı sıra travmatik yaşantılar, tahmin edilemez olaylar, belirsizlik, potansiyelimizi zorlayan durumlar ve içsel çatışmalar da bizi strese sokar. Kısacası belirli bir olay karşısında baş etme yöntemlerimizin yetersiz kaldığı durumlarda stresle karşı karşıya kalırız” dedi.

Psikolog Polat, “Araştırmalara göre stres, psikolojik olarak bizi etkilediği gibi bedensel olarak da etkilemektedir.
Strese girmiş bir insanın vücudunda strese karşı tepkiler oluşur. Bu tepkiler psikolojik, fizyolojik ve davranışsaldır. Örneğin; hemen hemen hepimiz genç yaşta kalp krizi geçirmiş bir kişinin duyumunu almışızdır. Bu tip erken yaşta geçirilen kalp krizlerinde önemli sebeplerinden bir tanesi de strestir. İleri yaş kalp krizlerinde de stresin rol oynadığına dair araştırmalar mevcuttur. Aynı zamanda araştırmalar, sakin ve huzurlu bir ortam içerisinde bulunan hastaların hastalıklarının gidişatının huzursuz ve stresli bir ortamda bulunan hastalara göre çok daha iyi olduğunu gösteriyor. Bunun yanı sıra, kabul gördüğümüz yakın ilişkilerimiz olduğu zaman hastalıklara yakalanma olasılığımız da daha düşük olur. Yani kısacası stres hem ruhumuzu hem de bedenimizi ciddi şekilde etkilemektedir” diye konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir